MERSİN’E SÖZDE(!) SAHİP ÇIKANLAR NEREDE? NEDEN ‘HAVA KİRLİLİĞİ ÖLÇÜMLERİ’ YAPILMIYOR..!
Geçmiş yıllarda da olduğu gibi azot oksitler, partikül madde ve karbonmonoksit değerleri ölçülmüyor..!
– Partikül madde, ağırlıklı olarak fosil yakıtların kullanımı sonucu açığa çıkmakta..!
– Çok ciddi kalp, damar, solunum, dolaşım sistemi problemlerine ve seviyeye bağlı ölümlere yol açabilmekte..!
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Mersin Şubesi 2019 yılı Mersin Hava Kirliliği raporunu paylaştı. ÇMO Mersin Şube Başkanı Sinan Can, “Her yıl Mersin’de kirli hava gün sayısı artmakta!” dedi.
ÇMO Mersin Şube Başkanı Sinan Can ‘2019 yılı Mersin Hava Kirliliği Raporunu’ paylaştı. Çevrenin bozulması incelendiğinde durumun genellikle doğrudan veya dolaylı olarak insan kaynaklı olduğunun tespit edildiği vurgulayan Can, “Söz konusu tahribatın temelinde yer alan önemli kirlilik sınıflarından biri olan hava kirliliği, kentimizde giderek artmaktadır. Bu artışa bağlı olarak hava kirliliği sonucu ortaya çıkan problemler ortaya çıktığı görülmektedir.” dedi.
“Mersin’de 1 Yıldır Hava Ölçümleri Yapılmamaktadır!”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hava izleme veri tabanına bakıldığın da Türkiye’de 81 il içerisinde sadece 5 il de hava kalitesi konsantrasyon ölçümlerinin yapılmadığının görülmekte olduğunu vurgulayan Can, “Hava kirliliği ölçümlerinin yapılmadığı iller Uşak, Batman, Şanlıurfa, Osmaniye ve Mersin kentleridir. Gerek nüfus yoğunluğu itibariyle gerekse önemli hava kirletici kaynaklara sahip bir kent olan Mersinin son bir yıldır hava kirliliği verilerine sahip olmaması Türkiye’de ölçüm yapılmayan kentle arasında yer alması Mersin için son derece eksik ve irdelenmesi gereken bir noktadır. 2019 yılı içerisinde 83 gün PM10 değeri, 44 gün kükürtdioksit ölçümlerinin yapıldığı görülmüştür. Fakat, geçmiş yıllarda da olduğu gibi azot oksitler, partikül madde ve karbonmonoksit değerlerinin ölçülmediği bilinmektedir. Buna göre, 2019 yılı içerisinde son ölçüm tarihi nisan ayı ilk haftası olarak görülmekte yılın son gününe kadar hava kirletici konsantrasyon ölçümlerinin yapılmadığı görülmüştür. Hali hazırda 2020 yılı içerisinde hiçbir ölçüm gerçekleştirilmemiştir.” diye konuştu.
“Mersin’de partikül madde sınır değeri ölçülmemektedir!”
Hava kirliliğine açısından, çapı 2,5 mikrona eşit ya da daha küçük olan maddelere partikül madde 2,5 denilmekte olduğuna vurgu yapan Başkan Can, “Partikül madde, ağırlıklı olarak fosil yakıtların kullanımı sonucu açığa çıkmakta ve canlılarda çok ciddi kalp, damar, solunum, dolaşım sistemi problemlerine neden olmakta ve maruz kalındığı seviyeye bağlı olarak da ölümlere yol açabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında partükül madde derişim analizinin yapılması gerekmektedir. Mersin ilimizde partikül madde limit değer ölçümü yapacak istasyon yer almamaktadır. Bu durum kentimiz için çevre yönetimi çerçevesinde en kritik eksikliklerden birisidir. Çünkü, partikül madde ölçümü yapılamadığından dolayı, ilimizde hava kirliliği sonucu ortaya çıkan çevre, sağlık ve can kayıpları gibi problemlerin tespiti ve değerlendirilmesi gerçekleştirilememektedir.” ifadelerini kullandı.
“2019 Yılında Mersin’de 83 Gün PM10 Sınır Değeri Ölçümleri Gerçekleştirilmiştir”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ulusal Hava İzleme Merkezi’nden alınan verilere göre 2019 yılında Mersin’de sadece 83 gün PM10 hava kirliliği ölçümlerinin gerçekleştiği 365 gün olan yıllık dilimde sadece 83 gün ölçüm yapılmasının kent için büyük eksiklik olduğu vurgulandı.
Can, “2019 yılı için bu 83 günlük ölçümler baz alındığında, sadece 8 günün hava kirliliği ulusal mevzuatlarda yer alan sınır değerlerinin altında yer aldığı görülmüştür.” dedi
“Kükürtdioksit (SO2) Ölçüm Sonuçları”
Hava kirliliğine dair açıklamalarda bulunan Can, “Ulusal Mevzuatımıza göre; günlük kükürtdioksit verilerinde limit değerinin aşılması bir yılda 3 defadan fazla olmamalıdır. 24 Saatlik kükürtdioksit verilerine göre konsantrasyon değerlerine baktığımız zaman Mersin ilinde ölçüm yapılan gün sayısı 44 olarak belirtilmekte ancak kirli hava gün sayısına rastlanmamıştır. Azotdioksitin hava kalitesine etkisi birkaç şekilde ortaya çıkabilir. Mersin ilimizde geçen yıllar olduğu gibi azotdioksit ölçümü gerçekleştirilmemiştir. Halk sağlığı ve çevre sağlığını önemli derecede etkileyebilecek ölçümün gerçekleştirilmemesi önemli problemler arasında yerini korumaktadır. Benzer şekilde Mersin ilinde azotoksitlerin, karbon monooksit ve ı-ozon konsantrasyon değerleri de ölçülmemektedir.” diye konuştu.
“Çevre Yönetimi Bağlamında yenilenebilir temiz enerji üretiminin daha da arttırılması gerekmektedir”
ÇMO Mersin Şube Başkanı Sinan Can ayrıca hava kirliliğini azaltma ve kontrol yöntemleri olarak, “Çevre Yönetimi ve Kentsel Planlama Yaklaşımları Bağlamında olmak üzere mesleki olarak talep ve önerilerimiz iki ana başlık altında sıralanmıştır. Çevre Yönetimi Bağlamında, endüstriler için baca gazının azaltılması için temiz teknolojilerin kullanılması, kentsel ve zirai atıkların kontrolünün sağlanması, atık alanlarında oluşacak metan gazı salınımının toplanması ve yakılarak enerji elde edilmesi, enerji için yemek yapımı, ısınma ve ışıklandırma gibi evlerde kullanılan enerjinin temiz enerji olmasının desteklenmesi, yenilenebilir temiz enerji üretiminin daha da arttırılması ve yeni termik santrallere izin verilmemesi, ulaşım için toplu taşımanın kullanımının artırılması, hızlı, konforlu, ucuz ulaşımın desteklenmesi, kirletici vasfı yüksek yaşlı araçların trafikten çekilmelerinin sağlanması gerekmektedir. Az salım yapan araçların kullanımının desteklenmesi, benzindeki sülfür içeriğinin azaltılmasının sağlanması, atık yönetimi için atıkların azaltılmasının desteklenmesi, atık ayrıştırma, geri dönüşüm ve geri kazanımın yapılmasının sağlanması, atıklardan enerji üretiminin yapılması veya enerji üretilemeyen zamanlarda salınımların kontrolünün sağlanması, evlerde ısınma amaçlı kullanılan kömürlerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce kontrol edilmesi sağlanmalıdır. Kalitesiz kömür kullanımına kesinlikle izin verilmemesi, hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde kömür kullanımını azaltılması için evlere kömür yardımı yerine doğalgaz altyapı ya da kaynak yardımı yapılması, ısınmada verimlilik sağlanması için binaların yalıtımlarının kontrol edilmesi, bina yalıtımının sağlanması için teşvik sistemleri oluşturulması ve merkezi ısıtma sistemlerine geçilmesi, yakıt kullanan kayıtsız tesislerin belirlenmesi ve emisyon sınır değerlerini sağlaması gerekmektedir.” diye konuştu.
“Kentsel planlama yaklaşımları bağlamında kentin hava kirliliği haritası oluşturulmalıdır”
Kentsel planlama yaklaşımları bağlamında ise Başkan Can , “Kent planlaması için binalarda enerji verimliliğinin sağlanması, yeşil alanların oluşturulması, düşük emisyon bölgelerinin belirlenmesi, kentsel hava kirliliği haritaları ve kent iklim öğeleri modelleme ve simülasyon haritaları oluşturularak hava kirliliği kaynaklı oluşabilecek problemleri için somut çözüm yollarını uygulanmalıdır. İklimsel veriler, Hava kalitesi verileri ile kent planlama pratiğini birleştiren ve bunun uygulanmasını sağlayan yerel politikalar ve yönetimler oluşturulmalı, hava kirliliği ölçüm istasyonlarının sayıları artırılarak kentin hava kirliliği haritası oluşturulmalı ve yeni imar planlamalarının bu hava kirliliği haritası ile uyum içerisinde olması sağlanmalıdır. Kentle ilgili tüm verilerin yer aldığı Coğrafi Bilgi Sisteminin (CBS) oluşturulması son derece ihtiyaç olup bu CBS sisteminin Hava Kirliliği verileri kullanılarak modellenmesi sağlanmalı, yeni gelişme alanlarının kirlilikten korunmasını sağlamak ve var olan yerleşim alanlarında kirliliklerinin ortadan kaldırılması için yüksek düzeyde kirlilik oluşturan arazi kullanımlarının gözden geçirilmesi gereklidir. Kentin çevresine yapılacak yapıların, hava devinimi koridoru oluşturacak şekilde ve kirleticileri kentten uzaklaştıracak şekilde kurulmasına ayrıca özen gösterilmesi gerekmektedir, hava kalitesi ile ilgili kontrol yöntemlerinin geliştirilmesi için; özellikle yeni yerleşim bölgelerinde baskın hava devinimi yönü düşünülerek konutlaşmaya gidilmelidir. Taşıt ve ısınma nedeniyle oluşan kirlenmenin atmosferde dağılımı için yapılar arasında hava dolaşımı sağlayıcı bir yapılaşmaya dikkat edilmeli ve yeni yerleşim merkezlerinde merkezi ısıtmayı yönlendirici ve zorunlu kılıcı tedbirler alınmalıdır, endüstri alanlarını yerleşim bölgelerinden yeşil alanlar ile ayırmak için, toz süzülmesi amacı ile ağaçlık alanlar olanaklı olduğu ölçüde konutlara yakın bir konumda düşünülmelidir bu uzaklık en fazla ağaç boylarının 25 -30 katı kadar olmalıdır, böylece konutlar hava devinimi kalkanındaki koruma etkisinden yararlanabilecektir.” dedi.


